Herkese Mutlu Hayatlar…
Bayramlar kendi kendilerine ortaya çıkmıyor, biz onlara ‘Bayram’ dediğimiz için ‘Bayram’ oluyorlar, farkındasınız değil mi? Hiçbir bayram tepeden inmiyor. Bir gün, toplum açısından önemli dini ya da milli bir olay oluyor ve birisi çıkıyor bayram olsun diyor, biz de o topluluğun fertleriysek, aynı hazzı aldığımız neşe ile karşıladığımız bir olayı zevkle kutluyoruz.
Bayram sevinci, eğer kişilerin özgür iradesiyle ortaya çıkabilen bir olgu ise, tüm her şey kafamızda aslında. Diğer bir deyişle, ekstra hiçbir şeye ihtiyacımız yok bir günü bayram edasıyla geçirebilmek için. O halde bütün bir hayatı bayram neşesiyle neden geçirmeyelim? Herşey beynimizde ve bizi mutlu olmaktan alıkoyan tek şey kendi sınırlarımız.Read More »Herkese Mutlu Hayatlar…
Apartman inşa etmek gibi bir amacınız olduğunuz düşünün. Ne yaparsınız? Önce yeterince derin bir çukur kazarsınız, sonra büyük bir özenle temelini oluşturursunuz.
Bazen hayat bize en beklemediğimiz anda öyle oyunlar oynar ki, neye uğradığımızı şaşırırız. Aynı bilgisayar oyunları gibi. Hani o bitmek bilmeyen platformların üzerinde atlaya zıplaya, canavarları öldüre öldüre ilerlersiniz ya, aynı onlar gibi.
Bazen aslında kendi kendimize yaşamadığımızı ve aslında bizi sürekli itekleyen şeyin hayatın kendisi olduğunu farkettiğiniz oluyor mu? Belli bir düzeni kurana kadar hep kendi isteklerimizle ve kararlarımızla, belki de biraz ailemizin veya çevremizdekilerin yönlendirmeleriyle ilerliyoruz. Her şey kurulduktan sonra ise bir sonraki büyük değişikliğe kadar otomatik pilota bağlıyoruz sanki. Hayat bizim adımıza kendi kendine ilerlerken biz uyku moduna geçiyoruz. Hatta çoğu zaman uyku moduna geçmek için düzenin tamamen kurulmasını bile beklemiyoruz. Bazı kararları kendimiz almak istemediğimizden, gidişatına bırakabiliyoruz.