The Secret (Sır) – Rhonda Byrne (Kitap Özeti)

By | 19 Kasım 2008
secret

The Secret – Sır
Rhonda Byrne
Mia (Owo) Basım Yayın, İstanbul 2007, 216 sayfa

 

Evrenin yasaları vardır ve herkese eşit davranır. Biri bir binanın en üst katından düştüğünde, evren onun iyi yada kötü biri olmasına bakmaz, Yerçekimi Yasa’sına tabi olarak yere çakılır. Çekim Yasası da herkes için aynı ölçüde geçerlidir.

  • “Düşünceler Somutlaşır!..”

(okuduğunuza, seyrettiğinize, dinlediğinize, söylediğinize .. dikkat edin.. Bunların hepsi sizin düşüncelerinizdir ve gerçek olabilirler!) Unutmayın ki, bütün icatlar tek bir düşünceyle başlamıştır.

Yaşamınız, sahip olduğunuz baskın düşüncelerin aynasıdır. En çok neleri düşünüyorsunuz?

Çekim Yasası; sizin iyi ya da kötü bir insan olmanızla, düşüncenizin iyi yada kötü olmasıyla, seçtiğiniz cümlenin iyi yada kötü olmasıyla ilgilenmez, onu olumlu olarak algılar ve gerçekleştirmek istediğinizi varsayarak gerçekleştirir. “Parasız kalmak istemiyorum” cümlenizi “parasız kalmak istiyorum”, şişmanlamak istemiyorum” cümlenizi “şişman olmak istiyorum” şeklinde algılar ve onu gerçekleştirir.

Düşünceler manyetiktir ve birer frekansları vardır. Ve aynı frekanstaki düşünceleri, manyetik güçlerin etkisiyle size doğru çeker-kaynağına. Zihninizde bir şeyi net olarak belirlediğiniz zaman, onları kendinize çeken bir mıknatısa dönüşürsünüz ve istekleriniz de size doğru manyetize olur. Hayatınızdaki bir şeyi değiştirmek için, düşünce frekansınızı, yayınınızı değiştirin.

Düşüncelerinizle sadece ve sadece kendinize zarar verebilir yada sadece kendinizi mutlu edebilirsiniz! Sevgiyi düşündüğünüzde, en yüksek frekanstasınızdır. 

  • Hislerimiz;

ne düşündüğümüzden haberdar olmamız için bize verilmiş en müthiş armağandır. İyi düşünürken kötü hissetmeniz imkansızdır. Duygularınıza dikkat edin ve olumsuz hislere sahipseniz hemen farkedip olumlu düşünce ile değiştirin! Olumlu duygular yaşadıkça (sevinç, minnettarlık ve sevgi…) daha fazla olumlu duygu ve olguyu yaşamınıza çekeceksiniz.

Hislerimiz; gelişme gösterip göstermediğimiz ya da doğru yolda mı yoksa yanlış yolda mı olduğumuz konusunda bize geri bildirim sağlayan bir mekanizmadır. Bir düşünceyi “sürekli” aklımızdan geçirdiğimizde; bu mesaj derhal evrene yollanır. Böylece sözkonusu düşünce gider, manyetik olarak benzer frekansa bağlanır ve birkaç saniye içinde o frekansa dair bilgileri hislerimiz aracılığıyla bize geri gönderir. Diğer bir deyişle hislerimiz, hangi frekansta olduğumuzu anlamamız için Evrenin bize gönderdiği bilgilerden oluşan bir iletişim biçimidir. Hislerimiz bize ait bir frekansla geribildirim mekanizmasıdır. İyi şeyler hissettiğimizde Evren’den bize geri gelen haber “iyi şeyler düşünüyorsun” olur.

Kötü şeyler hissettiğimizde Evren bize “kötü şeyler düşünüyorsun”, “Dikkat! şu an düşündüğün şeyi değiştir. Olumsuz frekans kayıtta. Frekansı değiştir. Dikkat! Geri sayım başlamıştır” der. Bir daha kötü şeyler hissettiğinizde Evren’in sinyaline kulak verin. O an, size gelen iyilikleri “olumsuz frekansta olduğunuz için engellediğiniz an’dır.” Derhal olumlu düşüncelere yoğunlaşın, kendinizi iyi hissetmeye başladığınız anda yeni bir frekansa geçtiğinizi; Evren’in de bunu onaylayarak size olumlu hisler gönderdiğini anlayacaksınız.  

Kendini mutsuz, öfkeli ya da üzgün hissediyorsan, bunu kolayca değiştirebilirsin: Şarkı söyleyerek, sevdiğin birini ya da bir bebeği düşünerek, güzel anıları hatırlayarak, evcil bir hayvana severek, çiçek koklayarak, ağaçlara dokunarak.. birini seç ve öylece kal..

Güne güzel başlar ve mutluluk duygusu içinde kalırsanız, herhangi bir şeyin ruh halinizi değiştirmesine izin vermediğiniz sürece, çekim yasası gereğince, yaşadığınız mutluluk duygusunu sürekli kılacak bir çok durumu ve insanı kendinize çekersiniz.

Düşündükleriniz çok bağlayıcı olmayabilir ama hissettiklerinizi aynen alırsınız. Duygularınızda yapacağınız basit bir değişiklik, günlerinizi ve hayatınızı tümden değiştirebilir.

“Şu an kendime çektiğim şey nedir?” “…” Peki kendinizi nasıl hissediyorsunuz? “İyi hissediyorum.” O zaman devam edin. Kendinizi iyi hissediyorsanız, mutlaka iyi şeyler düşünüyorsunuzdur. Böyle durumlarda ilerleme kaydeder, daha çok iyiliği size geri getirerek kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak güçlü bir frekans yayarsınız. Kendinizi iyi hissediyorsanız, arzularınız doğrultusunda bir gelecek yaratıyorsunuz demektir.

Mutlu olduğunuz, kendinizi iyi hissettiğiniz zamanları değerlendirin. Mutlu olduğunuzda, daha çok iyi şeyi, güçlü bir biçimde kendinize çekeceğinizi unutmayın.

Duygu ve düşüncelerinize gerçek anlamda hakim olmaya başladığınızda, kendi gerçeğinizi nasıl yarattığınızı da göreceksiniz! Bağımsızlığınızın ve gücünüzün kaynağı buradadır.

  • Siz, kendi yaşamınızın Michelangelo’susunuz ve siz kendi yaşamınızın şaheserisiniz.
  • Dünyanın Sırrı:

Hayatınız sizin tarafınızdan keşfedilmeyi bekliyor.. Evren sizin dostunuzdur.. “Hayat çok kolay. Hayat çok güzel.. İyi olan ne varsa bana geliyor” diye haykırmaya başlayın. İçinizin derinliklerinde sizin tarafınızdan keşfedilmeyi bekleyen bir gerçek var: Yaşamın size sunduğu tüm iyi şeyleri hakettiğiniz “gerçeği. Bütün iyi şeyler doğuştan hakkınızdır! Anahtar ise sizin duygu ve düşünceleriniz. Bu anahtar hep sizdeydi! Siz kendi kendinizin yaratıcısısınız; çekim yasası ise, yaşamak istediğiniz her şeyi yaratmak için sahip olduğunuz olağanüstü donanımınız.  Hayatın büyüsüne ve Kendi ihtişamınıza hoş geldiniz!

Size düşen istemek, istediğinizi almakta olduğunuza inanmak ve kendinizi mutlu hissetmek. Arzularınıza ulaşmak için onlara yer açın, bu sinyalinizi Evren muhakkak alır. Dileğinizle davranışlarınızın uyumlu olmasına dikkat ederek “dileğiniz gerçekten olmuş gibi yaşayın”.

İstediğiniz şey ne olursa olsun, şu an görünmeyen alanda mevcuttur. Eğer o şeye sahip değilsek, tek sebebi onun bize gelmesini, düşüncelerimizle, inançlarımızla (haketmediğimiz inancı, imkansız olduğu inancı, karakterimiz bozulur inancı vs) bizim durdurmuş olmamızdandır. Siz, ŞİMDİ isteğinize, bolluk berekete, mutluluğa odaklanın, inanın.. o size muhakkak gelecektir.

Düşüncelerinizi ve frekansınızı mutluluğa ayarlayın. İçinizdeki mutluluk ve neşe duygusunu dışarı yansıtarak, bu sinyalleri tüm gücünüzle Evren’e iletin, dünya üzerindeki gerçek cenneti yaşayacağınızı göreceksiniz.  

“Neye karşı koyarsan, o ısrarla olmaya devam eder.”

Herhangi bir şeye direnmek, yayınlanmış görüntüleri değiştirmeye çalışmaya benzer. Boş yere uğraşmış olursunuz, asıl yapmanız gereken; duygu ve düşüncelerinizle yeni sinyaller göndererek yeni görüntüler oluşturmak için kolları sıvamaktır. Savaş karşıtıysanız; bundan vazgeçerek barış yanlısı olun. Açlığa karşıysanız; insanların tüketebileceklerinden fazla yiyecek bulmalarından yana olun. Bir politikacıya karşı olduğunuzda ise, onun rakibini destekleyin. Seçimler genellikle, insanların karşı çıktığı politikacının lehine sonuçlanır; çünkü o odak noktası olmuş ve bütün enerjiyi çekmiştir. Dünyadaki herşey tek bir düşünceyle başladı. Büyük şeyler daha da büyür, çünkü bir kez ortaya çıktıktan sonra daha çok insan tarafından düşünülürler. Sonra bu düşünce ve duygular, sözkonusu sonucu hayatımızda tutarak daha da büyümesini sağlarlar. Zihinlerimizi o düşüncelerden uzaklaştırır, sevgiye odaklarsak, o sonuç oluşmaz, buharlaşıp gider.

Hayatınıza birşeyleri çekmek istediğinizde; davranışlarınızın arzularınızla çelişmediğinden emin olun.

Mevcut koşulları nedeniyle kendisini sıkıştırılmış, hapsedilmiş hisseden bir çok insan vardır. Şu anki koşullarınız ne olursa olsun, onlar yalnızca ŞİMDİKİ gerçekliğiniz ve bu gerçekleriniz SIR’rı kullanmaya başlamanız sebebiyle değişmeye başlayacak.

Arzu etmek sizi arzuladığınız nesneyle birleştirir, ummak ise onu hayatınıza doğru çeker.

İsteklerinizi gerçekleştirmek Evren’in hiç zamanını almaz. Evren 1milyon doları da 1 doları da aynı kolaylıkla hayata geçirir.

Bir fincan kahve ya da tanıdığınız birini görmek gibi küçük şeylerle başlamak, çekim yasasının işlediğini görmenin en kolay yollarından biridir. Kendinize çekme konusunda sahip olduğunuz güze dair deneyim edindikten sonra, daha büyük şeyler yaratma konusuna geçersiniz.

  • En çok düşündüğünü (odaklandığını)
  • tekrarladığın taktirde (ısrar)
  • aynı frekansta olarak (benzer benzeri çeker)
  • zihninde boşluk yaratırsan (huzur)

mutlaka gerçekleştirirsin.

  • Zihinde huzur yaratmak için: Günlük 3-10 dakikalık meditasyonla başla. Örneğin başlangıçta “düşüncelerimin efendisiyim” cümlesiyle niyet çalışması yaparsan, düşüncelerin üzerinde farkındalık kazanırsın. Zihninde huzur yaratırsan, ona hakim olabilirsin.
  • Uyumadan önce pozitif ve olmasını istediğiniz şeyleri düşünün.. Çekim Yasası kuvvetleri, biz uykudayken, en son düşündüklerimiz üzerinde çalışır.

Uykuya dalmadan önce o gün yaşadıklarınızı düşünün. İstediğiniz gibi gitmeyen bir olay ya da an olduysa, bunu da zihninizin içinde sizi mutlu edecek biçimde gelişmiş gibi yeniden düşünün. Bu olayları beyninizde tam istediğiniz gibi yeniden yarattığınızda, o günün frekansını temizleyerek ertesi gün için yeni bir frekans yaymaya başlarsınız. Böylece, geleceğiniz için kendi isteğiniz doğrultusunda yeni görüntüler oluşturmuş olursunuz.

 

  • Paranın Sırrı:

Para kazanmak için para verin. Çünkü bir şeyi verdiğiniz zaman; “bende daha çok var” demiş olursunuz.  İnsan bir şeyi tüm kalbiyle verdiğinde, yapabileceği en keyifli işiyapmış olur ve çekim yasası bu sinyali yakalayarak daha bile fazlasını hayata geçirir. Beğendiğiniz birşey gördüğünüzde “buna gücüm yeter” deyin ve içinizde yeterlilik, iyi duygular oluşturun.

 

  • İlişkilerin Sırrı:

Bir ilişkiyi kendinize çekmek istediğinizde; düşünceleriniz, sözleriniz, davranışlarınız ve yaşadığınız mekanın bu arzunuzla çelişmediğinden emin olun.. Mükemmel eşini hayatına çekmek isteyen bir kadının öyküsüyle örneklersek: O bunun için gereken her şeyi doğru biçimiyle uygulamıştı: Bulmak istediği eşin niteliklerini kafasında netleştirmiş, bunlara dair ayrıntılı bir liste hazırlamış ve onunla birlikte yaşamak istediği hayatı zihninde canlandırmıştı. Tüm bunları yapmış olmasına rağmen, beklediği eşle ilgili herhangi bir hareket yoktu. Bir gün eve geldiğinde arabasını garajın ortasına park ederken, mükemmel eşine park yeri bırakmadığını fark etmişti. Böylece garajda onun arabasına yer bırakacak şekilde park etti. Tıkış tıkış dolu gardrobunda onun eşyalarına yer bırakmamıştı, giysilerinin bir kısmını oradan alarak ona yer açtı, yatağın ortasında yatmaktan vazgeçip kendi tarafında yatmaya başladı. Bu hikayesini Sır’rın öğretmenlerinden Mike Dooley’e anlattığı sırada, mükemmel eşi yanında oturuyordu ve mutlu bir evlilik yaptılar.

Herkes kendi mutluluğundan sorumludur. Kendinizden siz sorumlusunuz. Önce kendinizi doyurmadığınız sürece, başkasına verecek bir şeyiniz olmaz.

Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi davranın.

Kendinizi sevip sayın. Kendi kendinizi mutlu etmeye zaman ayırın. Davranışlarınız etkili düşüncelerinizdir; bu yüzden kendinize sevgi ve saygıyla yaklaşın ki, değerli ve iyi şeyleri hakeden biri olduğunuz sinyali Evren’e yayılsın.. ve siz bu frekansa geçin. Böylece Çekim Yasası tüm Evren’i harekete geçirecek, hayatınız sizi sevip sayan insanlarla dolup taşacak.

Kendinizi kötü hissettiğinizde, sevginin size ulaşmasını engellemekle kalmıyor, size kendinizi kötü hissettirecek insanları ve durumları da daha fazla kendinize çekiyorsunuz. Kendinizde beğendiğiniz özellikerinize odaklandığınızda, çekim yasası sizinle ilgili bu güzellikleri artırarak size döndürecektir.

Sevgiyi elde etmek için… içinizi onunla öyle bir doldurun ki; sevgiyi çeken bir mıknatıs olun.. Kendinizden hoşnut olduğunuzda, Evren’de sizin için var olan tüm sevgi ve iyilik hayatınıza akmaya başlar. Çünkü; iyiliğinize olan her şey; sağlık, zenginlik, aşk dahil, her bir konu mutluluk, mutlu olma frekansındadır. Sevdiğiniz zaman Evren’le tam ve katışıksız bir uyum içinde oluyorsunuz. Yalnızca sevdiğiniz şeylere odaklanın, sevgiyi hissedin; o sevginin ve mutluluğun size gerei geleceğini göreceksiniz. Hem de katlanmış olarak! Çünkü Çekim Yasası böyle çalışır.

Bir ilişkiyi yürütebilmek için; o ilişkinin diğer öznesine dair yakınmalarınıza değil, onun takdir ettiğiniz yönlerine odaklanın. Bu güçlendirici unsurlara odaklandığınızda, onlar çoğalarak size geri gelecekler.

 

  • Sağlığın Sırrı:

Fiziksel yapımız hastalığı; bize durumumuz hakkında bilgi vermek, bakış açımızın dengesinin bozulduğunu, sevgi ve şükran duygularımızı kaybetmeye başladığımızı bildirmek için yaratır. Sevmek ve şükretmek, denizleri ikiye ayırabilir, dağları yerinden oynatabilir, mucizeler yaratabilir. Sevgi ve şükran, tüm hastalıkları ortadan kaldırabilir. Ve gülmek, gerçekten en iyi ilaçtır.

Hepimiz içimizde kurulu temel bir programla dünyaya geliyoruz. Buna “kendi kendini iyileştirme” deniyor. Yaralandığımızda yaralar kendiliğinden kapanıyor, bakteriyel enfeksiyon geçirdiğimizde bağışıklık sistemimiz kendi kendine iyileştiriyor. Bağışıklık sistemi kendi kendisini iyileştirmek için tasarlanmıştır. Duygusal açıdan sağlıklı bir vücutta hiç bir hastalık barınamaz. Vücudunuz her saniye milyonlarca hücreyi yeniler ve aynı zamanda milyonlarca yeni hücre yaratır. İnsanın karşılaştığı tüm kötülüklerin, hastalığın, fakirliğin ve mutsuzluğun nedeni, kusurlu düşüncelerdir. Olumsuz düşüncelerin ve stresin, insan bedenine ve beyin fonksiyonlarına ciddi zararlar verdiği ispatlanmıştır. Bunun nedeni; duygu ve düşüncelerimizin sürekli bir araya gelip, yeniden organize olup bedenimizi baştan yaratmalarıdır.

Yaşlanmaya dair tüm inanışlar bizim zihnimizden kaynaklanır, bu yüzden bu düşünceleri bilincinizden atarak, ebedi gençlik ve sağlık fikri üzerinde yoğunlaşın. Toplumun hastalık ve yaşlılık konusunda verdiği mesajları dinlemeyin. Vücudunuzun sadece bir kaç aylık olduğunu, tıpkı bir çocuğunki gibi esnek ve mükemmel olduğunu düşünün. Mükemmel sağlığa, mükemmel bir vücuda, mükemmel bir kiloya ve sonsuz gençliğe ulaşacak şekilde düşünebilirsiniz. Sürekli mükemmelliği düşünerek bunu gerçekleştirebilirsiniz.

Etrafınızda ne olursa olsun, parmağınızla “mutlu hissetme düğmesi“ne basın ve basılı kalsın.

“Mükemmel sağlığa ve mutluluğa odaklanmak”, dışarıda ne olanlara, başımıza  gelebileceklere rağmen hepimizin kendi içinde yapabileceğimiz bir şeydir.

Hastalıklardan bahseden birini dinlediğinizde, buna odaklandığınız için siz de hastalığı davet edersiniz. Ayrıca onun hastalığının ilerlemesi yönünde enerji vermiş olursunuz. Bu durumdaki birine yardımcı olmak istiyorsanız; sohbet konusunu elinizden geldiğince güzel şeylere yönlendirin ya da kendi yolunuza gidin. Oradan uzaklaşırken ise; o insanın sağlıklı olduğunu imgeleyerek ve hissederek ona güç ve enerji verin, gerisini akışa bırakın.

Unutmayın, Evren’de zaman ve boyut yoktur. Bu yüzden bir hastalığı iyileştirmek de, bir sivilceyi iyileştirmek kadar kolaydır. Herhangi bir sıkıntıyı kendinize çektiğinizde, onu bir sivilce boyutuna indirin, tüm olumsuz düşünceleri kafanızdan atın ve sağlığın mükemmelliğine odaklanın. Michael Bernard Beckwith “Kendi kendine iyileşen böbrekler, yok olan kanserler gördüm. Görme yeteneğinin arttığına ve geri kazanıldığına da şahit oldum..”

“Hikayem 10 mart 1981’de başlıyor. O gün gerçekten hayatım değişti. Asla unutmayacağım bir gündü. Uçak kazası geçirmiş ve tamamen felç olmuş bir vaziyette hastaneye yatırılmıştım. Omuriliğim ezilmiş, birinci ve ikinci boyun omurlarım kırılmıştı. Yutma refleksim yokolduğundan bir şey yiyip içemiyor, diyaframım zedelendiğinden nefes alıp veremiyordum. Yapabildiğim tek şey gözlerimi kırpmaktı. Doktorlar ömrümün geri kalanını bitkisel hayatta geçireceğimi söylediler tabii. Bundan sonra yapabileceğim tek şey gözlerimi kırpmak olacaktı. Bana baktıklarında gördükleri tablo bu olmasına rağmen, onların ne düşündüğünün bir önemi yoktu. Asıl önemli olan, benim ne düşündüğümdü. Kendimi yeniden normal bir insan gibi o hastaneden çıkıp giderken hayal ettim. Hastanede yatarken yapabileceğim tek şey zihnimi çalıştırmaktı ve şuurunuz yerinde olduktan sonra, gerisini tekrar eski haline getirebilirsiniz. Solunum cihazına bağlı yaşıyordum.Doktorlar diyaframım parçalandığı ğiçin bir daha asla kendi kendime nefes alamayacağımı söylemişlerdi ama içimdeki küçük bir ses bana “derin nefes al, derin nefes al” diyordu. Sonunda solunum cihazından çıkarıldım. Doktorlar bu duruma bir açıklama getiremediler. Bense, beni amacımdan ya da zihnimde canlandırdığım görüntüden uzaklaştıracak herhangi bir şeyin aklıma girip dikkatimi dağıtmasına izin veremezdim. Noel’de hastaneden yürüyerek çıkmayı kendime hedef koymuştum ve bunu  başardım. Kendi iki ayağım üzerinde yürüyerek hastaneden çıktım. Bunun olamayacağını söylemişlerdi. O günü asla unutmayacağım. Şu an dışarıda bulunan ve acı çeken insanları düşünerek hayat hikayemi özetlemem ve onlara hayatta neler yapabileceklerini kısaca anlatmam gerekseydi; her şeyi dört sözcükte toplayarak özetlerdim “insan düşündüğü şey olur.” Morris Goodman – Yazar ve Uluslararası Konuşmacı

 

  • Evren bolluk içindedir.

İyi şeyler asla bitip tükenmez. Hakikat, iyiliğin insanların ihtiyaç duyduğundan fazla olduğudur. Gerekenden daha fazla yaratıcı güç, gerekenden daha fazla güç, gerekenden daha fazla sevgi, gerekenden daha fazla mutluluk var. Bütün bunlar, sınırsız doğasını fark eden bir beyin sayesinde ortaya çıkmaya başladı. Kaynakların yetersiz olduğunu düşünmek, dış görüntüye bakıp, her şeyin dışardan geldiğini düşünmektir. Böyle yaptığınızda göreceğiniz en kesin şey, yetersizlik ve sınırlama olacaktır. Artık varolan hiç bir şeyin dışarıdan gelmediğini, her şeyin önce içeriden düşünmek ve hissetmekle oluşturulduğunu biliyor musunuz? Düşünme yeteneğiniz sınırsız olduğuna göre, düşünerek yaşama taşıyacaklarınız da sınırsızdır ve bu herkes için geçerlidir.. Bunu gerçekten kavradığınızda, kendi sınırsız doğasının farkında olan bir beyinle düşünüyor olacaksınız.

Evren çekim yasası aracılığıyla herkese her şeyi sunar, ayrıcalık yapmaz. Neyi yaşamak istediğinizi seçme yeteneğiniz var. Kendiniz için bir seçim yapın, çünkü SİZ bunu yapabilecek tek kişisiniz!

Başka hayatlar için bir şey oluşturmanız mümkün değil; çünkü onun yerine düşünemezsiniz. Düşüncelerinizi başkaları için birşeyler oluşturmaya zorladığınızda, elde edeceğiniz sonuç, benzer olayları “Kendinize” çağırmak olacaktır. Bu yüzden, bırakın onlar da kendileri için kendi istedikleri hayatları yaratsınlar.

 

  • Sizin Sırrınız:

Her şey enerjidir. Evreni galaksimiz ve gezegenimiz, insanlar, sonra bu bedenlerin iç yapılarındaki organ sistemleri hücreler, molekküller ve atomlar var. Sonra da enerji. Demek ki Evren’deki her şey aslında enerji. Evrende’deki en kuvvetli yayın merkezi sayılmanızın nedeni: Her enerji belli bir frekansla titreşir. Siz de bir enerji olduğunuza göre, belli bir frekansta titreşim yayıyorsunuz; bu frekansı belirleyen ise, herhangi bir zaman diliminde düşündükleriniz ve hissettikleriniz. Ulaşmak istedikleriniz de birer enerji olduğuna göre, onların da yaydıkları titreşimler var. Ulaşmak istediğiniz şeyi düşünüp o frekansı gönderdiğinizde, istediğiniz o şeye ait enerjinin o frekansta titreşmesini sağlayarak, onu Size getiriyorsunuz. Evrenin en etkili yayın merkezi sayılmanızın nedeni, size enerjinizi düşünceleriniz aracılığıyla odaklama ve odaklandığınız şeye ait tireşimleri değiştirme gücü verilmiş olmasıdır; çünkü bu titreşimler o enerjiyi manyetik olarak size çekecektir. İnsanlar kendi manyetik enerjlerini kendileri yönetirler; çünkü frekansı yaratan unsurlar duygu ve düşüncelerdir, hiç kimse sizin yerinize düşünüp hissedemez.

 

  • Siz ruhsal bir varlıksınız.

Siz enerjisiniz ve enerji  yok edilemez. Enerji sadece şekil değiştirir. Dolayısıyla size ait katıksız öz, daima varolacak. Siz sonsuz enerjisiniz.

Bizler genellikle dikkatimizi beden dediğimiz, fiziksel varlığımıza veririz. Aslında beden sadece ruhumuzu tutar. Aslında kimliğimizin %99’u görünmez ve ona dokunulmaz. Siz, kendini siz olarak ifade eden Ebedi Hayat, kozmik bir varlıksınız. Siz; güç, bilgelik, mükemmelik, görkemsiniz.

Bütün gelenekler size, yaratıcı kaynağın imgesinden ve suretinden yaratıldığınızı söyler. Bu da, kendi dünyanızı oluşturma konusunda müthiş bir potansiyele sahip olduğunuz anlamına gelir; ve öylesiniz.

Şimdiye kadar kendiniz için mükemel ve değerli şeyler oluşturmuş olabilirsiniz, belki de bunu başaramamışsınızdır. Burada dikkate almanızı istediğim şey şu: “Yaşamınızda elde ettiğiniz sonuçlar, gerçekten almak istedikleriniz miydi? Size layıklar mıydı? Size layık olmadıklarını düşünüyorsanız, şimdi bunu yapacak güce sahip olduğunuza göre, bunu değiştirmenin tam zamanı değil mi?

 

  • Evren düşünceden doğmuştur.

Bizler sadece kendi kaderimizi oluşturmakla kalmıyor, etrafımızınkini de oluşturuyoruz.

Ulaşabileceğiniz fikirler size sonsuz olarak sunulmaktadır. Bilgiye dair her şey, keşifler, buluşlar hepsi birer olanak olarak Evrensel Akıl’da, insanoğlu tarafından ortaya çıkarılmayı beklemektedir. Her şeyi bilincinizde tutmaktasınız.

Hepimiz birbirimize bağlıyız ve hepimiz BİR’iz. Başkalarına dair olumlu ya da olumsuz düşüncelerin bize geri dönmesinin sebebi de budur.

Geçmişte yaşadığınız sıkıntıları, kültürel kodları ve sosyal yargılamaları unutun. Hakettiğiniz yaşamı oluşturabilecek tek kişi sizsiniz.

Arzularınızı gerçekleştirmenin en kısa yolu, dileklerinizi mutlak gerçekler olarak görmektir.

Gücünüz düşüncelerinizdedir, bu farkındalığı kaybetmeyin. Diğer bir deyişle; “hatırlamayı hatırlayın.”

 

  • Siz Geçmişiniz değilsiniz.

Hayatın akışı içinde birçok insan kendisini kurban konumunda görür ve bunun için de genellikle geçmişi suçlar; örneğin, küfürbaz bir ebeveynle yada sorunlu bir ailede büyüdüklerini söylerler. Psikologlkarın bir çoğu ise, ailelerin yüzde seksenbeşinin sorunlu olduğunu söylüyor, bu durumda o kadar da yalnız değilsiniz. Asıl soru, şu an ne yapmakta olduğunuz. Şu an neyi seçiyorsunuz? Çünkü odaklandığınız şey ya budur, ya da ulaşmak istediklerinizdir. İnsanlar olmasını istedikleri şeylere odaklandıklarında, istemedikleri şeyler onlardan uzaklaşır. Arzuları daha geniş yer kaplamaya başlarken, diğer taraf kaybolur.

Geçmişinizdeki herhangi birini başınıza gelenlerden dolayı suçluyor veya ona kin besliyorsanız, bu davranışınızla yalnızca “kendinize” zarar veriyorsunuz. Hakettiğiniz yaşamı size sağlayabilecek tek insan sizsiniz. Bilinçli bir şekilde isteklerinize odaklanarak güzel duyulara dair ışınlar yaymaya başladığınızda, çekim yasası size cevap verecektir. Yapmanız gereken tek şey, başlayarak sihri açığa çıkarmak.

Artık “Evren’de yeterli olandan daha fazlası var”, “yaşlanmıyor, gençleşiyorum” gibi farklı inanışlara sahip olmaya başladınız. Çekim yasasını kullanarak bunları istediğiniz gibi türetebilirsiniz.

Artık kendinizi kalıtsal kalıplardan, kültürel kodlamalardan, sosyal yargılardan kurtarabilir; içinizdeki gücün dünyanın içindeki güçten daha büyük olduğunu kesin bir biçimde kanıtlayabilirsiniz.

“İyi, bu çok güzel ama ben bunu yapamam ki”, ya da “bunu yapmam izin vermezler ki,” ya da bunu yapmama yetecek kadar param yok ki” ya da “o kadar güçlü değilim” yada “o kadar zengin değilim” yada “o değilim, bu değilim, şu değilim, değilim, değilim…” Değilim’lerin her biri bir yaratımdır’! Ben’…im” dediğiniz zaman, bunu izleyen sözler etkili bir gücü üretime çağırıyor, çünkü siz orada söylediğinizin gerçekliğini ilan etmiş oluyor, bunu kesinlikle açıklıyorsunuz. Böylece siz, “yorgunum”, “şişmanım”, “geç kaldım, “yaşlıyım”… dediğinizde, lambadaki cin ortaya çıkıyor ve “dileğin benim için emirdir diyor.

Bunları bildiğinize göre, bu iki güçlü sözcüğü “BEN …İm” sözlerini kendi yararınıza kullanmaya başlasanız daha iyi olmaz mı? “BEN mutluYUM, BEN bereketliYİM, BEN sağlıklıYIM, BEN sevgiYİM; BEN dakikiİM; BEN ebedi gençlikİM, BEN her gün enerji doluyUM..” gibi.

Charles Haanel, Mamuncuk Sistemi adlı kitabında, herhangi bir insanoğlunun isteyebileceği herşeyi birleştiren bir olumlama olduğunu ve bu olumlamanın her istek için uyumlu koşullar ürettiğini söylüyor. Çünkü bu olumlama Hakikat’le tam bir uzlaşı içindedir. Söz konusu olumlama: “Ben mükemmel, kuvvetli, etkili, sevecen, uyumlu ve mutlu bir bütünüm.”  Bu, isteğini görünmeyen alandan görünür alana çekmeye çalışmak gibidir: Dileğinizi kesinlikle olmuş gibi görün, Bu isteğinizi, “saniyede”, ışık hızıyla ortaya koyacaktır; çünkü O, Evrensel ruhsal alanda bir olgudur ve o alan, varolan her şeydir.  

 

  • şüncelerinizin Gücünün farkına Varın

Bütün gücünüz, o gücün farkında olmaktan ve bu bilinci kaybetmemekten geliyor. Onu başıboş bırakırsanız, beyniniz raydan çıkmış bir buharlı trene benzeyebilir. Geçmişte yaşadığınız kötü olayları alıp geleceğinize yansıtarak, sizi geçmişinizden de geleceğinizden de koparabilir. Bu kontrol-dışı düşünceler de bir şey oluşturmaktadır. ŞİMDİKİ ZAMANda yaşadığınızın farkına vardığınız taktirde, ne düşündüğünüzün farkında olursunuz. Böylece düşünceleriniz üzerinde kontrol kazanmış olursunuz. Gücünüzün kaynağı da buradadır.

Peki daha çok farkındalığı nasıl kazanacaksınız? Bunu yapmanın yollarından biri; bir an için durup kendinize, “Şu an ne düşünüyorum?” “Şu an ne hissediyorum?” diye sormaktır. Bunu kendinize sorduğunuz an, duygu ve düşüncelerinizi fark ettiniz demektir; çünkü beyninizi şimdiki zamana getirmiş olursunuz. Bu uygulamayı her gün yüzlerce kez yapın; çünkü biliyorsunuz ki gücünüzün tamamı; o farkında olmaktan geliyor.

Daha fazla farkındalık kazanmaya çalıştığımda kendimi geliştirmek için; hatırlamayı hatırlar, Evren’den beni hafifçe dürterek aklımın takıldığı yer neresiyse oradan Şimdiki zamana getirmesini isterim. Bu; nazik bir dirsek darbesi, yürürken bir yere toslamam, birşey düşürmem, abartılı bir gürültü, bir siren yada geçip giden bir tehlike olabilir. Bu tür hareketlerin tamamı; aklımın başka yerlere takıldığını söyleyerek, şimdiki zamana geri gelmesi konusunda, beni uyaran işaretlerdir. Bu sinyalleri aldığımda hemen durur, “Şu an ne düşünüyorum? Şu an ne hissediyorum? Bunların farkında mıyım?” diye kendime sorarım.

Sır’rın gücünü fark ederek onu kullanmaya başladığınızda; tüm sorularınıza cevap bulmuş olacaksınız. Çekim Yasasını derinlemesine anladığınızda; soru sormayı alışkanlık haline getirebilir, böyle yaptıkça da her birine cevap alırsınız.Yaşamınızdaki herhangi bir şey için bir cevap, bir rehber arıyorsanız sorunuzu sorun, cevap alacağınıza inanın.

Evren’in sorularınızı tüm hayatınız boyunca yanıtladığı doğru, ama siz cevapları ancak farkında olduğunuz zaman alırsınız. Çevrenizdeki her şeyi fark edin, çünkü sorularınız gün içinde her an yanıtlanıyor. Cevapları size getiren kanallar sınırsız  Bunlar dikkatinizi çeken bir gazete manşeti olabilir, birinin konuşmasını tesadüfen duymak, radyodaki bir ses veya geçip giden bir kamyonun üzerindeki bir ilan yada aniden gelen ilham olabilir. Hatırlamayı hatırla ve farkına var!

Gerek kendi hayatıma, gerekse başkalarının hayatına baktığımda gördüğüm bir şey var; bizler kendimiz için her zaman iyi şeyler düşünmüyor, kendimizi tamamıyle sevmiyoruz. Kendimizi sevmememiz dileklerimizi bizden uzak tutuyor. Kendimizi sevmediğimizde, bize gelecek şeyleri iterek kendimizden uzaklaştırıyoruz.

İstediğimiz şey ne olursa olsun, sevgiyle beslenir. Bütün o gençlik, para, mükemmel insan, güzel bir beden, sağlık, iş gibi şeyleri almak demek; sevgiyi duyumsamak demek. Sevdiğimiz şeyleri kendimize çekmek için sevgi yaymalıyız; bunu yaptığımızda dileklerimiz hemen yerine gelecektir.

Kendinize dışarıdan bakar ve görüdklerinize odaklanırsanız, kendinizi yanıltırsınız. Çünkü kendinize dair görüp hissettikleriniz , eskiden düşünmüş olduklarınızın sonucudur.

Kendinizi tamamıyle sevmek için; kendinize dair yeni bir boyutta içinize odaklanmalısınız. Bir dakika durup sessizce oturun ve kendi içinizdeki yaşamın varlığını hissetmeye odaklanın. Siz içinizdeki varoluşa odaklandıkça, o da Size kendisini gösterecektir. Bu; katıksız sevgiyi, çok büyük bir mutluluğu ve o varoluşa şükretmeyi duyumsamaktır. Büyük olasılıkla hayatınızda ilk kez kendinizi böylesine kusursuz bir sevgiyle seveceksiniz.

Kendinize eleştirel gözle baktığınız zamanlar, odak noktanızı hemen içsel varlığınıza çevirin, böylece ne kadar kusursuz olduğunuzu görebilirsiniz. İçsel varlığınıza odaklanıp onu sevdiğinizde; mükemmellik kendisini gösterecektir. Gerçek “ben” ruhsal bir varlıktır, dıolayısıyla mükemmelliğinde bir kusur olması imkansızdır; asla bir eksikliği, sınırlaması ya da marazı olmaz.

 

  • Yaşamın Sırrı:

Gökyüzünde üzerine Tanrı tarafından dünyadaki misyonumuzun ve amacımızın yazılı olduğu bir karatahta yok. Gökyüzünde üzerine “Nelae Donald Walsh; yirmibirinci yüzyılın ilk yarısında yaşamış yakışıklı adam…” yazılıp gerisi boş bırakılmış bir karatahta da yok. Bu yüzden gayeniz, söylediğiniz şeydir. Göreviniz kendinize yüklediğiniz misyondur. Hayatınız kendi oluşturduğunuz yaşantıdır. Hayatınıza ait karatahtaya istediğiniz her şeyi yazabilirsiniz. Eğer onu geçmişe ait bir dolu anıyla doldurduysanız hemen silip temizleyin. Geçmişe ait yaramaz her şeyi silerek, onları sizi bu noktaya, yeni bir başlangıca getirdikleri için teşekkür edin. Artık yeni bir yazı tahtanız var, yeniden başlayabilirsiniz; tam burada, hemen ŞİMDİ! Kendi mutluluğunuzu bulun ve onu yaşayın! Size göre mutluluk, orada 1 saat oturup meditasyon yapmaksa, bunu yapın. Mutluluğu peynirli sandviç yemekte buluyorsanız, o zaman yiyin!

Neyi seviyorsanız onu yapın. Size mutluluk getirecek şeyin ne olduğunu bilmiyorsanız kendinize “beni ne mutlu eder” sorusunu sorun. Kendinizi mutluluğa teslim ettiğinizde, mutluluk ışınları yaymaya başlayacağınız için, sizi mutlu edecek şeyler çığ gibi üzerinize yağacaklar.

Şimdi yapmanız gereken tek şey; kendinizi iyi hissetmek. Kendinizi mutlu etmek. Mutluluğunuzu takip ettiğinizde; sürekli neşeli olur, kendinizi Evren’in bereketine açarsınız. Bu heyecanınız, tutkunuz ve mutluluğunuz çevrenizdeki herkese bulaşır. Farklı bir gerçeklikte, farklı bir hayat yaşayacaksınız. İnsanlar bunu görüdkçe size; “senin ayrıcalığın ne” diye soracaklar.. Aranızdaki tek fark; sizin sır’rı uyguluyor olmanız olacak. Sonra da insanların bir zamanlar size; yapmanızın, almanızın ve olmanızın imkansız olduğunu söylediği şeyleri yapabilir, alabilir, olabilirsiniz.

Muhteşem bir çağın ortalarındayız. Sınırlayıcı düşüncelerimizden vazgeçtiğimizde, varoluşun her alanında insanlığın gerçek ihtişamını yaşayacağız. İnsanoğlunun uğraştığı her alan ve konuda imkansızın mümkün olduğunu görüp yaşayacağız. Sınırsız olduğumuzu bilirsek; insana ait sınırsız görkemi, spor, sağlık, sanat, teknoloji ve bilim ile varoluşun her alanında yaşayacağız.

İhtişamınıza kucak açın: Artık sır’ra vakıf oldunuz, onunla ne yapacağınız size bağlı. Artık kendi görkeminize kucak açmanızın zamanı geldi.

“Sır” sizin içinizde. Seçtiğiniz şey ne olursa olsun, doğru olacak. Güç tamamıyle sizindir. İçinizdeki bu gücü ne kadar çok kullanırsanız, onu o kadar çok kendinize çekeceksiniz. Öyle bir noktaya geleceksiniz ki, onu uygulamaya artık ihtiyaç duymayacaksınız; çünkü Güç olacaksınız, Kusursuzluk Oacaksınız, bilgelik Olacaksınız, zeka Olacaksınız,   sevgi Olacaksınız, mutluluk Olacaksınız.. Hayatınızın bu hassas noktasına gelmesinin tek sebebi, içinizde bir şeylerin “Mutlu olmayı hakediyorsun” demiş olması. Bu dünyaya birşeyler, bazı değerler katmak için doğdunuz. Sizi siz yapan her şey, şimdiye kadar yaşamış olduğunuz her an, sizi bu an’a hazırladı. Artık kaderinizi değiştirebileceğinizi biliyorsunuz. Başka neler yapacaksınız? Başka neler olacaksınız? Sadece var olarak kaç insanı daha kutsayacaksınız. An’ı nasıl yaşayacaksınız, nasıl kullanacaksınız? Sizin dansınızı sizden başkası yapamaz, şarkınızı söyleyemez, öykünüzü yazamaz. Kim olduğunuzun, ne yaptığınızın hikayesi asıl şimdi başlıyor!

Dünya yörüngesinde sizin için dönüyor. Okyanuslar sizin için yükselip alçalıyor. Kuşlar sizin için şakıyor. Yıldızlar sizin için görünüyor. Gördüğünüz tüm güzellikleri, yaşadığınız tüm harikalıklar, hepsi Sizin için buradalar. Kimliğinize dair düşünmüş olduklarınızın bir önemi yok; şimdi artık gerçekte kim olduğunuzu biliyorsunuz. Siz evrenin seçilmişisiniz. Krallığın varisi, yaşamın mükemmeliği’siniz ve artık Sır’rı biliyorsunuz. Mutluluk sizinle olabilir! “Sır, tüm olmuşların, olanların ve olacakların cevabıdır.”

……………………………………………………………………………………………………………………………………….

 

Sır’da kullanılan Yaratım süreci,

isteklerinizi 3 adımda gerçekleştirmenize yarayacak basit bir klavuzdur:

Yaratım sürecinin 3 adımı:

Ø       ilk adım istemektir: Evren’e komut verin ve ne istediğinizi bilmesini sağlayın, düşüncelerinize mutlaka cevap verecektir.                                                                             —Gerçekten istediğiniz şeyi şimdiki zaman kipinde ve net olarak bir kağıda yazın. “Gelecek 30 gün içinde yirmibeşbin dolarlık beklenmedik bir gelir elde etmek istiyorum”; “Ben bir para mıknatısyım”, yada ne istiyorsanız onu. İsterseniz sonunda “…ya sahip olmaktan dolayı mutlu ve müteşekkirim” ya da “teşekkürler.. teşekkürler.. teşekkürler” diye de bağlayın. Önceden teşekkür etmek, arzularınıza ekstra güç yükler.                                                                                   —Bir şeyi zihninizde canlandırdığınızda, Evren zihninizde yarattığınız-canlandırdığınız görüntüleri aynen size gönderir. (Beyin, zihinde canlandırılan şeyin gerçek mi, gerçeğin provası mı olduğunu ayırt edemez.) Çekimi yaratan yalnız görüntü değildir, bunları hissetmektir. Bolluğu, bereketi, sevgiyi, sevinci hissetmelisiniz. “Şimdi buna sahibim” imgesi ve duygusu ile.                                                                                                            —“şükrettiklerinizin listesini yapın. Bunu yapmak , enerjinizi ve dolayısıyla düşüncelerinizi değiştirecek. Minnettarlık duygusu, beyninizin Evren’in yaratıcı enerjisiyle uyum sağlamasıdır. Şükretmek; yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir. Sır’dan öğrendiklerinizden yalnız birini uygulayacaksanız, şükretmeyi kullanın ve onu yaşam biçiminiz yapın.Güne şükran duygularıyla başlayın ve en küçük şeyler için bile muhakkak teşekkür edin. Şükretme konusunda alıştırma yapmak, bolluk ve bereketi çekmek için en önemli iletişim hatlarından birini oluşturmak demektir. Dünyadaki her şeyin değerini bilip, onları kutsarsanız; olumsuzlukları ve uyuşmazlıkları yok ederek, kendinizi en yüksek frekans olan sevgiyle aynı frekansa getirirsiniz..                                                                                                                                 —Hayatta hiç bir şey için bunalmanız gerekmiyor. İsteyin yeter! Evreni kendiniz için hazırlanmış bir katalog gibi görün, istediğinizi seçin: “Bu deneyimi yaşamak isterim”, “hayatımda böyle bir insan olmasını isterim..” diyerek evrene direktif verin. Sadece 1 kez “olacağına emin olarak” isteyin yeter. Örneğin; Şişmansanız, “kilo vereye” değil, “mükemmel kiloyu ve ideal bedeni” kendinize çekmeye niyet edin. Bunun için; sizin için mükemmel olan kiloya ulaştığınızda, bedeninizin görüntüsünü beyninizde imgeleyin, o kiloda çekilmiş fotoğraflarınız varsa sık sık onlara bakın, ya da bu bedendeki başkasının fotoğraflarına.                                                                                                                         

Ø       ikinci adım inanmaktır: İstediğinizi-dileğinizi elde ettiğinize inanın. Onu evrenden istediğiniz andan itibaren o sizin! Siz istediğiniz, inandığınız ve ona zaten sahip olduğunuzu bildiğiniz için Evren onu “görünür kılmak için” hemen harekete geçecektir. Siz; dilediğiniz anda, ona sahipmişsiniz gibi davranın, öyle konuşun ve öyle düşünün. Gerçekmiş gibi davrandıkça, duruma inanmaya başlayacaksınız. Dileğinize ulaşmış olma frekansını yayın. Çünkü Evren bir aynadır ve düşündüğünüzü size aynen yansıtır. Bunu yaptığınızda; Çekim yasası koşulları, insanları ve olayları etkili bir biçimde harekete geçirecek, sizin dileğinizi elde etmenizi sağlayacaktır. Güven, en etkili gücünüzdür. Elde etmekte olduğunuza inandığınızda , hazır olun ve başlayan sihri izleyin! Katalogdan birşey ısmarladıysanız rahat olun, o zaten sizin, siparişiniz size ulaşacak ve sizin hayatınızın bir parçası olacak. Düşünün; size bir mirasa konduğunda, piyangodan en büyük ikramiye çıktığında parayı nakit olarak elinize almadan önce de onun size ait olduğunu bilirsiniz. Şimdi de, istediğiniz şeyleri hissederek ve onları sahip olduğunuzu duyumsayarak, onlar üzerinde hak iddia edin. Bunu yaptığınızda Çekim Yasası bir kez daha koşulları, insanları ve olayları etkili bir biçimde harekete geçirecek, sizin dileğinizi elde etmenizi sağlayacaktır. Örneğin: Mükemmel kionuzdaymışsınız gibi konuşun, davranın, tartının üzerine o mükemmel kilonuzu yazın, mükemmel vücut ağırlığna sahip kişileri bulun övün, onlara ilişkin olumlu duygular besledikçe mükemmel kilonuzu çağırırsınız.

Ø       Dileğinizin nasıl gerçekleşeceği, evrenin onu size nasıl getireceği, sizin sorununuz ya da meseleniz değildir. Evrenin bunu sizin için yapmasına izin verin. Siz sadece güçlü bir duyguyla isteyin, güven içinde isteğinizin ferakansını evrene yayın. Kontrolü Evren’e bıraktığınız taktirde, size verilenlere şaşıracaksınız, gözleriniz kamaşacak. Bu nokta, sihir ve mucizelerin gerçekleştiği noktadır.

Ø       Sürecin üçüncü ve son adımı: almak: Kendinizi iyi hissettiğinizde, Evren’den istediklerinizle aynı frekansa geçersiniz. Kendinizi bu frekansa geçirmenizin en hızlı yollarından biri de “Şu an isteğimi elde ediyorum. Yaşantımdaki bütün iyi şeyleri şu an alıyorum. Şu an -arzunuzu söyleyin- alıyorum” demektir. Arzunuzu elde etmiş olduğunuzu hissedin. Düşlediğiniz şeye sahip olduğunuz duygusunu yaratmak için yapmanız gereken ne varsa yapın ve bu duyguyu hatırlayın: Düşlediğiniz o arabanın deneme sürüşüne gidin, arzu ettiğiniz o evin içini gezin, birşeyler alın… Sonra, içgüdülerinize güvenin.. Evren size ilham verir ve elde etme frekansında sizinle iletişim kurar. Sezgisel ve içgüdüsel hisleriniz olduğunda onları izleyin; Evrenin sizi manyetik bir biçimde istemiş olduğunuz şeyi elde etme noktasına doğru götürdüğünü anlayacaksınız. Örneğimizden hareket edersek; kendinizden memnun olmalısınız, eğer sahip olduğunuz bedenden dolayı kendinizi mutsuz hissederseniz, bu bedenden dolayı mutsuz olmayı kendinize çekersiniz. Bedeninizin her santimetrekaresini övün, sahip olduğunuz mükemmellikleri düşünün, bunları düşündükçe kendinizden memnun olacak, mükemmel kiloda olmanın hoşnutluğunun frekansını yakalayacaksınız. Yemek yerken sadece yemek yeme deneyiminin keyfine odaklanırsanız, aldığınız besinin bedeniniz tarafından mükemmel bir biçimde sindirilecek ve bedeninizin bundan alacağı sonucun kusursuz olacaktır.

Kaynak: http://www.kisiselbasari.com

Bir Yorum Yazın