Cinsellik Nedir – Paulo Coelho

By | 27 Ekim 2012

Bu sefer sizlerle Paulo Coelho’nun bir kitabından alıntıyı paylaşıyorum. Halk bir bilgeye sırayla sorular soruyor, bilge de yanıtlıyor. Sıradaki soru “cinsellik nedir?” Bakalım neymiş…

Cinsellik Nedir?

Erkekler ve kadınlar, kutsal bir davranışı günahkar bir eyleme dönüştürdüklerinde aralarında fısıldaşır. Yaşadığımız dünya böyledir. İçinde bulunduğumuz anı gerçeklikten ayrı tutmak tehikelidir. Ama itaatsizlik, doğru kullanıldığı takdirde, değerli bir meziyete dönüşür.

Bedenlerle sınırlı kalan birleşmeye cinsellik değil haz denir. Cinsellik ise hazzın çok ötesindedir. Rahatlık ve gerilim, mutluluk ve keder, ürkeklik ve sınırları zorlama cesareti cinsellik paydasında birleşir.

Peki bütün bu karşıt kavramlar nasıl sorunsuzca bir arada bulunabilir? Bunun tek bir yolu vardır: teslimiyet.

Çünkü teslimiyet, “Sana güveniyorum” demeye eşdeğerdir. Yalnızca bedenlerimizi değil ruhumuzu da birleştirmeye hazır olduğumuz takdirde olabilecekleri hayal etmesi bile zordur.

Birleştiğimiz kişiyle birlikte teslimiyetin dikenli yoluna atılırız. Ne kadar tehlikeli olursa olsun, tek yol budur.

Neticede bu durum, dünyamızda büyük değişimlere sebep olsa da kaybedeceğimiz bir şey yoktur; çünkü beden ile ruhu birleştiren kapıyı araladığımızda eksiksiz bir sevgiye ulaşırız.

Bize öğretilenleri unuturuz; vermenin onurlu, almanınsa aşağılayıcı olduğunu hatırlamayız.

Çünkü çoğu kişi için cömertlik, vermekten ibarettir. Oysa almak da bir sevgi eylemidir. Başkasının bizi mutlu etmesine izin verirsek o kişi de mutlu olacaktır.

Cinsel ilişki sırasında aşırı cömert davranır ve partnerimizi en büyük kaygımız haline getirirsek kendi alacağımız haz da azalır ya da tamamen yok olur.

Alma ve verme yoğunluğumuz birbirine denk olduğundaysa bedenimiz bir okçunun yayı gibi gerilir, zihnimiz fırlatılmaya hazır bir ok gibi gevşer. Beynimiz artık olup bitene hükmetmez; tek rehberimiz içgüdümüzdür.

Beden ve ruh birbirine kavuştuğunda İlahi Güç, yalnızca çoğunluğun erotik kabul ettiği bölgelere değil, dört bir yana yayılır. Her bir saç teli, her bir dokunuş, farklı renkte ışıklar saçar ve birbirinden ayrı akan ırmakları, daha güçlü ve daha güzel tek bir nehre dönüştürür.

Bütün ruhani unsurlar gözle görülür hale gelir, bütün görünür unsurlarsa ruhani güce dönüşür.

Herşeyi kabullendiğimiz sürece herşeye izin vardır.

Partnerlerden biri, kendini tamamen teslim ettiğinde diğeri de aynı şeyi yapar; çünkü utancı meraka dönüşmüştür. Merak ise bizi kendi bedenimizde bulunmayan şeyleri keşfetmeye iter.

Cinselliği bir sunu, bir dönüşüm ayini gibi görmeye çalış. Her ayinde olduğu gibi cinsellikte de mevcut olan kendinden geçme hali, eylemin sonunda doruğa çıksa da cinselliğin tek amacı bu doruğa ulaşma hali değildir. En önemlisi bizi bu tanımadığımız topraklara götüren yolda partnerimizle birlikte ilerliyor olmamızdır.

Kutsal olanın kutsallığının hakkını ver. Böyle anlarda şüpheye düşersen yalnız olmadığını, her iki tarafın da aynı şeyleri hissettiğini hatırla.

Fantazilerini sakladığın kutuyu açmaya çekinme. Taraflardan biri, korkmadığını gösterirse öteki de ondan cesaret alacaktır.

Sevgilerinde samimi olanlar, güzellikler bahçesine yargılanmaktan çekinmeden girebilirler. Bir araya gelmiş iki beden ve iki ruh olmaktan çıkar, yaşamın hakiki özünün fışkırdığı tek bir kaynağa dönüşürler.

Çıplak bedenlerini, yıldızların altına sermekten utanç duymazlar. Yanı başlarına konup havalanan kuşların şakımalarını taklit ederler. Vahşi hayvanlar onlara ihtiyatla yanaşır; çünkü karşılarında kendilerinden de vahşi bir varlık vardır ve bu varlığın karşısında başlarını saygıyla eğerler.

Böylece zaman kavramı ortadan kalkar; çünkü gerçek sevgiden doğan hazların diyarında her şey ebedidir.

Paulo Coelho – Akra’da Bulunan Elyazması isimli kitabından alıntıdır.

Bir Yorum Yazın